Orijinalini görmek için tıklayınız : Tarihten İlginç Anlar ve Devasa Cevaplar
dwardeaters
01-01-2007, 11:55 AM
Bir gün bir venedik elçisi Kanuni Sultan Süleyman'ın huzuruna çıkar.
Kanunu'nin yanında veziri, elçinin yanında da saraydan bir tercüman vardır.
elçi bir saat kadar konuşur...
tercüman bunu beş dakika kadar tercüme eder ...
vezir kanuni'nin kulağına fısıldar...
kanuni'de sadece başını sallar...
elçi de çekip gider... ...
Fatih Sultan Mehmed 'in gemileri karadan yürüttüğü an...
Kanuni'nin oğlunun sünnet şöleni vardır ama ondan önce de vezirinin oğlunun sünnet şöleni olacaktır.
kanuni veziri çağırır yanına:
- şöyle bakalım vezir, seninki düğün mü daha görkemli olacaktır yoksa benimki mi ?
- hünkarım, bir cemiyetin görkemini davetliler belirler. benim düğünümde yedi cihan hakanı sultan süleyman olacak ama sizinkisinde olamayacak.
ilk dinlediğimde kanuni buna tekme tokat dalar demiştim ama, boğa burcu olan kanuni sakin ve mutlu şekilde cevaplar:
- ben de bu yanıtı beklemiştim zaten vezirim.
dwardeaters
01-01-2007, 11:55 AM
İngiliz komutan tekneyle dolmabahçe'ye yanaşır tekneden inerken ayağı tökezler eli toprağa değer. tam o sırada Ata tokalaşmak için karşısında beklemektedir. komutan hemen tutuşur mendil aramaya başlar elini silmek için. Ata hemen şahane tavrıyla müdahale eder, vatan toprağı şehit kanlarıyla sulanmıştır kirli değildir diye sıkıverir komutanın elini.
günlerden birgün italyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura kabul edilir. o zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, büyükelçi "ekselans, dün roma ile yapmış oldugum bir görüşmede hükümetimizin hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der. odada buz gibi bir hava eser. ata, büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki akikalığına odadan ayrılır.
döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. doğruca masasına gider, manyetolu telefondan mareşal fevzi çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a: " paşa, italyan dostlarımız hatay'a gelmek istiyorlarmış. hazır mıyız" der. Fevzi çakmak durmu anlar ve "biz hazırız paşam" diye yanıtlar. ata büyükelçiye döner ve: "biz hazırmışız. hükümetinize söyleyin, isterlerse gelip Hatay'ı alabilirler" der..
dwardeaters
01-01-2007, 11:55 AM
bernard shaw, bir oyununun ilk gecesine, churchill'i davet eder:
s : size iki kişilik davetiye gönderiyorum. bir dostunuzu alıp gelin, eğer varsa...
c : ilk gece oyununuza gelemeyeceğim. ikinci gece gelebilirim, eğer olacaksa...
churchill'in başbakanlık döneminde kabinedeki kadın bakanlardan biri olan nancy a. ile atışması:
n : kocam olsaydınız kahvenize zehir koyardım.
c : kocanız olsaydım o kahveyi içerdim..
churchill ve uzun seneler yanında çalıştırdığı hizmetçisi arasında geçen muhteşem diyalog:
churchill eve sarhoş bir halde gelir.
h : siz körkütük sarhoşsunuz..!
c : siz de çok çirkinsiniz. ama ben sabaha ayılmış olacağım.
güzellik kraliçelerinden biri bernard shaw'a kafayı takmıştır. onunla evlenmenin bir yolunu aramaktadır, sonunda shaw ile yüz yüze görüşme fırsatı bulur ve bu isteğini sebebiyle birlikte dile getirir:
güzellik kraliçesi: biz neden evlenmiyoruz böylece doğacak olan çocuk zekasını senden görünüşünü de benden alır, mükemmel bir varlık getirebiliriz dünyaya!
shaw: peki ya zekasını senden görünüşünü benden alırsa ne olacak?
dwardeaters
01-01-2007, 11:55 AM
Kenan Evren bodrum da bi lokantada yemek yemektedir. herşey sakinken bir anda garsonları bir telaş almaya başlar hepsi paşa geliyor diyerek telaşla lokantadaki en güzel masayı hazırlarlar, özel örtüler serilir özel yemek takımları çıkarılır falan. tabii kenan paşa da kıllanır kim lan bu paşa diye. sonra içeri zeki müren girer masasına oturur. kenan evren yanına gider, merhaba der "hem sizinle tanışmak istedim hem de merak ettim nedir bu paşa olayı" der zeki müren gayet kibar "alındınız paşam" kenan evren yok canım falan diye geveleyecekken. zeki müren "alınmayın paşam, alınmayın, bu millet ibne diyemediğine paşa der"
dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
- ben bir serserinin önünden kenara çekilmem der.
diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
-ben çekilirim.
tahir efendi birgün nef'iden bahsedilirken; 'aman anmayın şu kelbi, demiş.' bunu haber alan nef'i, şu kıta ile tahir efendi'ye karşılık vermiş:
'bize tahir efendi kelb demiş
iltifatı bu sözle zahirdir
maliki mezhebim, benim zira
itikadımca kelb, tahirdir.'
bagdat sokaklarında yuruyen fuzuli ile ruhi yolun kenarında yatan bir kopek gorurler.
ruhi:su kopek ne kadar da yatıyor fuzuli.
fuzuli:bir tekme attım mı çıkar götünden ruhi.
Mehmet akif ersoy'un sakalli haliyle dalga gecmek isteyen biri "ne o oyle, maymuna donmuşsun" der. ustad'ta "oyle mi? o zaman arkami doneyim"
Necip Fazıl Kısakurek, hic hoşlanmadigi biriyle yemek yemek icin bir lokantaya gitmiştir. garson "ne istersiniz?" diye sorar. sevilmeyen adam "pilavin uzerine et" der. daha sonra necip fazil'in sipari$ini soran garsona ustad şöyle soyler;
"benim pilavin uzerine etme!"
dwardeaters
01-01-2007, 11:55 AM
İsmail dümbüllü ye atfedilen bir yaşanmış olay:
(oyun sırasında yerinden kalkıp tuvaleti soran seyirciye) - beyefendi çıkışı geçin, sağa dönün, centilmen yazan kapı var ama siz yine de girin
çin halk cumhuriyeti ile sovyetler birliği'nin arasının limoni olduğu günlerde, son bir umut, çu en lay sovyetler birliği'ne bir ziyaret gerçekleştirir. kruşçev ile çu en lay karşı karşıya geldiğinde, kruşçev bütün köprüleri atmaya karar vermiş bir halde şu sözleri eder:
"şu tarihin cilvesine bak. benim gibi bir maden işçisinin oğlu ile senin gibi bir toprak ağasının oğlu, dünyanın en büyük iki sosyalist ülkesinin liderleri olarak karşı karşıya gelip uluslararası komünist hareketin sorunlarını konuşuyoruz."
çu en lay yanıtlar: "haklısınız, üstelik ikimizde sınıflarımıza ihanet* etmiş durumdayız."
imam şamil esir düştüğünde, ruslar bu kahraman adama büyük saygı göstermiş. rus çarı kendisini yemeğe davet etmiş. şeyh şamil, yemekte, aç olduğu için iştahla yemiş. kahramanlığı kadar yemekteki iştahı karşısında da hayrete düşen çar:
"adama bak" demiş. "birazdan beni de yiyecek."
şeyh şamil cevap vermiş:
"merak etme, biz müslümanız. domuz eti yemeyiz."
Diyojen, iskender’in sarayına gelmis. iskender’i görünce ayağa kalkmak şöyle dursun, yerinden dahi kımıldamayarak herkesi hayretler içinde bırakmıs. iskender buna şaşırarak:
-sen benim kim olduğumu biliyor musun, demis
bir cevap alamayınca daha da sinirlenerek:
-peki sen hiç korkmuyor musun? bu ne cüret, diye bağırmıs.
diyojen omuzlarını silkerek sakince sormus:
-sen iyi bir adam mısın, yoksa kötü bir adam mı?
iskender cevap vermis:
-elbette iyi adamım.
diyojen bu cevaba karşılık:
-peki iyi adamlardan kim korkar ki ben de senden korkayım, demis.
meşhur bir filozofa,
- "servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda;
- "ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş.
Bedia muvahhit'i gören bir genç kız, gözleri şaşkınlık dolu bir ifadeyle bedia hanımın yanına gelir:
- ayy ben size hayranım bedia hanım. ben de sizin gibi aktrist olmak istedim; ama annem "o*r*sp olursun" diyerek izin vermedi.
bedia muvahhit kıza şöyle bir bakar ve taşı gediğine koyar:
- peki sonra nasıl oldun?
Erkan oğur bir gün bir stüdyoda oturmaktadır. içeri sırtında gitarıyla genç bir kız girer, Erkan oğur'u tanımaz. heyecanla sorar:
- siz de mi gitar öğrencisisiniz?
- ömür boyu.
genç bir yazar, yazdigi bir romanini neyzen tevfik'e getirerek onun fikrini sorar, neyzen, romani begenmedigini söyler. bunun üzerine genç yazar biraz gücenir ve aralarinda su diyalog cereyan eder.
-iyi de siz hiç roman yazmadiniz ki...
-ben yumurtlamam ama yumurtanin taze ya da bayat oldugunu anlarim.
chadash
01-01-2007, 12:05 PM
abi mütüş cwplar war
dangerboy1907
01-01-2007, 02:08 PM
yuha süper bea
vBulletin v3.8.2, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.